entertainments

Arter’de ‘anda kalmak’ için Notre Dame çanları çalıyor

[rotated_ad]

Aslı’nın Örneği

Dolapdere’deki Arter Galeri yeni sezona Bill Fontana’nın ses enstalasyonu ‘Silent Echoes: Notre-Dame’ ile başladı. Fontana, Arter’e gelen ziyaretçinin aşina olduğu bir isim. Çünkü yine aynı mekanda sanatçının ses/görüntü yerleştirmesi ‘İo’nun Yeni Sesler’ Mart ayında hayranlarını bir araya getirdi. Yeni sergi gibi 4 Aralık’a kadar ziyaret edilebilir. Bilenler, bilmeyenler için önce Bill Fontana’nın kim olduğunu anlatarak başlayayım, ardından sergiye ve bu serginin bize anlatmak istediklerine devam edelim.

SES ALANINDA ÖNCÜ ÇALIŞMA YAPMAK

75 yaşındaki Amerikalı Bill Fontana, 40 yılı aşkın sanatsal pratiği boyunca ürettiği ses alanındaki öncü araştırmaları ve çalışmalarıyla tanınıyor. Görsel ve mimari mekan algılarımızla etkileşime giren sanatçı, sesi bir heykel gibi kullanarak onları dönüştürüyor. Böylece dinleyicinin zihninde görsel bir çağrışım alanı yaratır. Çalışmalarında ayrıca akustik mikrofonlar, su altı sensörleri (hidrofonlar) ve yapısal/materyal sensörler (ivmeölçerler) kullanılıyor. Tate Modern, Whitney Museum of American Art, San Francisco Museum of Modern Art gibi dünyaca ünlü müzelerde eserleri sergilenen Fontana, kamusal sanat ve radyo projeleri de yapıyor. Bu arada 2013’te dijital yaratıcılığı yeni zirvelere taşıyan ‘Prix Ars Electronica’yı piyasaya sürdü. [email protected]‘Ödül sahibi. Fontana’nın aynı yıl ikamet programı olarak katıldığı ve CERN’de çalışan bir kozmologla birlikte ürettiği ‘Akustik Zaman Yolculuğu’ adlı projesinin Büyük Hadron Çarpıştırıcısını dünyanın en büyük akustik enstrümanına dönüştürdüğü de biliniyor.

PARİS’TEN SONRA İSTANBUL’DA

Gelelim sanatçının Arter’deki ‘Sessiz Yankılar: Notre Dame’ sergisinden… Bill Fontana’nın galası 7 Haziran’da Pompidou Center’da gerçekleşen ‘Sessiz Yankılar: Notre-Dame’ sergisi, Notre-Dame de Paris’ 10’un Sesleri 2019 yangınının ardından susturulan dev çanlar yeniden sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçının Paris’in ortam seslerine tepki veren çanların titreşimlerini kaydedip kendine has üslubuyla insan kulağına işittirdiği eser, bu mistik sesleri Paris’ten İstanbul’a canlı bir bağla getiriyor ve Arter It Centre Pompidou’dan sonra projeye ev sahipliği yapan dünyadaki müzelerden biri, ilk.

FONTANA İŞİ NASIL YAPTIĞINI SÖYLÜYOR

Küratörlüğünü Melih Fereli’nin üstlendiği sergi için Türkiye’ye gelen Bill Fontana, geçtiğimiz hafta katıldığı basın toplantısında yaptığı çalışmaları şöyle anlattı: zaman”. hava. Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle, Arco de Paris. De Tromphe’den görülen 16 farklı noktada canlı yayın yapmak için mikrofon kurmama izin verdiler. Bu noktalardan biri de Notre Dame oldu. Bu benim Katedral ile ilk deneyimimdi. Şimdi Notre Dame’a döndüğümde bir şantiyeye girdim. Katedral çatısı yerinde. Hayır, içi tamamen iskele ile kaplı, devasa bir yapı var. Öte yandan çan kuleleri hala yerinde, bu alana girebilmek benim için büyük bir ayrıcalık, burada olan tüm tarihi gözümde canlandırabiliyorum.

Notre Dame’daki yangının fotoğraflarını gördüğümde çan kulelerinin mucizevi bir şekilde yangından sağ çıktığını gördüm. Kulelerdeki çanların da aynı şekilde ayakta kaldığını öğrendikten sonra, çanlara ivmeölçerler takarak çan kulelerine erişme fırsatım olsaydı, bu çanların çaldığı basit ve etkileyici fenomeni görebileceğimizi keşfettim. bunca zaman gizlice. Bunu duymak elbette mümkün değildi. Çanların etrafındaki kayışlar, ivmeölçerleri çanlara bağlar. Temel bilgiler basittir: çanlar serbest hareket halinde titreşecek şekilde tasarlanmıştır. Notre Dame’ı çevreleyen ve ortam seslerini içeren ses alanı, birçok farklı frekansın birleşiminden oluşmaktadır. Ortamın frekansı ve sesleri çanın harmonik perdesiyle eşleştiğinde zil bu frekansta titreşmeye başlar. Bu titreşim zilden havaya yayılmadığı için kulak tarafından algılanamaz. Ama bu işle, herkes bunu duyabilir.”

ANINDA KALMAK MÜMKÜN MÜ?

Toplantı sırasında Budist rahiplerle vakit geçirdiğini belirten Bill Fontana, deneyimlerini de paylaştı ve sanırım çanların sırrı da buradan geliyor. Sanatçı ne geçmişin ne de geleceğin bugünün önemini çanın sesiyle ilişkilendirir. Bu serginin ziyaretçilerinden istediği şey, dışarıda olanla değil, bu anda kendisiyle baş başa kalabilmek. 10 Kasım’ı ve hüznü düşünüyorum. Sonra kulaklarım çanın sesine daha çok alışıyor. İlginçtir ki, başka bir gazeteci küratör Melih Fereli’ye yorumumu yaptı. Merak ediyorum çünkü Arter, Centre Pompidou’dan sonra projeye ev sahipliği yapan dünyadaki ilk müze; Daha sonra gidecekleri ülkelerdeki sesler neye benzetilecek? Çünkü toplumlarda, toplumsal olgularda ve olaylarda herkesin aynı sesi farklı duyduğunu düşünüyorum.

[rotated_ad]

About the author

admin

Leave a Comment