entertainments

‘Kadın olmaktan’ ‘insan olmaya’ bir yolculuk

Written by admin
[rotated_ad]
class=”medyanet-inline-adv”>

Tuğba Çelik kitap ‘aniden yolda13 hikayede birdenbire karşımıza çıkan insanlardan, aynada beklenmedik bir şekilde baktığımız benliklerden, içimize ‘aniden’ zehrini salanlardan ya da bir anda nasıl unutup birdenbire bağlandığımızdan bahsediyor. . . . Yazarın üslubundan, hikayelerin ruhlarından ve hatta auralarından etkilenen zaman-mekanla harmanlanmış, başkalarının hayatlarında varmış gibiyim. Doğup büyüdüğüm Ankara’ya hiç gitmemiş gibiyim; Sırt çantamı sırtıma atıp günlerce yürüme hissi yaşadım. Mülkiyeliler’de Raşit Kolan’ı selamlıyorum, Karanfil’de dolaşan, OSTİM’de Latif Usta’nın közlü çayını içen, elinde abajurla Kocatepe yamacından inen Nurten’in çiçeksi kokusunu içime çeken Feriha’nın omzuna dokunuyorum. Ankara’nın bir karışı, yürü, şehri yeniden yaşa… Güçlü edebiyat bunu insana yapar, yıllarca bildiğini, bildiğini zannettiği her şeye yeniden bakmaya davet eder.
Kitaba başladığımda kendimi 13 farklı hikayeyle yani bambaşka hayatlarla bulacağımı düşünmüştüm. Ama daha yakından bakıldığında, bu hikayelerde başkalarının gidişatını değiştiren insanlar var, başkalarında keskin bir varlıkla araba süren ve kendilerini yok edenler var; Yerleşirken bir başkasının ışığını söndürenler var. Öte yandan, 13 değil, çok sayıda Tarih bu kitapta var; okuyucunun gözünde çoğalan ve belki de özünde tek bir hikaye olan bir hikaye. Bu, Umberto Eco’nun ‘sınırsız duygusundan’ farklıdır; yazar öykülerin hem içkin dünyasını hem de aralarındaki ilişkiyi kalbinde derin anlamlar taşıyan bir nakış gibi işlemiştir, hiçbir şey gelişigüzel değil kasıtlıdır. Aristoteles’in ‘dinamisi’ gibi içimizde olasılık olarak var olanları birer birer tanırız. Kişiyi ve kendimizi yeniden tanırız ve her köşede içimizdeki çıkmazları buluruz. Çelik’in öykülerinde biçim ve özün iç içe geçtiği bir üsluptan söz edilebilir. Her hikayenin kendi hayatı vardır ve birbiri içinde devam eder. Hatta biraz daha ileri gidersem kitabın aslında bir ara form olduğunu söyleyebilirim. Her kahraman farklı gerçekliklerde yaşasa da hayatın özünde olduğu kadar diğerinin hikayesinde de figüran olarak var olmaya devam ediyor. Kitap, çok iyi kurgulanmış, parçalanmış bir postmodern roman tadı bırakıyor.
Deleuze ve Guattari, tüm oluşun kadın-oluşla başladığını söyler. Tüm Çelik hikayelerinin baş kahramanı bir kadın değil ama her birinde varlığı ya da yokluğu ile gerçekliği dönüştüren kadınların izleri var. Her iki kadın da bir erkeğin içine biner ve okuyucunun yolunda kendi hayatlarının ajanları olarak görünür. Hayatın tüm güçlerine patlıcan turşusu ve püresi ile direnen kadınlar var, domates, kabak, yeşil biber yıkarken hayatın acı gerçeklerini göğsünde yumuşatan kadınlar var, hayatından vazgeçmeyi tercih eden kadınlar var. aşk ve özgürlük, ölümüyle yok eden, varlığıyla yeniden dirilen kadınlar var, boşluğu denizle dolduranlar da var.
Çelik’in kahramanları modern hayatın gerçek karakterleridir, hepimizin yaşadığı duyguların yansımalarını içlerinde taşırlar. Hepsi de kendince yaratılışta yer alan, akışın içinde kendini yaratma cesaretine sahip insandır… Her biri kendi yaşam formları ile hayatın tüm formlarına nasıl sımsıkı sarılacağını gösteren birer kahramandır. olmak. , ve kim bilir, gidemeyecekleri yere nasıl bırakacaklarını. Çelik, erkeğin kadınlıktan insan olmaya uzanan yolculuğunu anlatıyor; hayatın diliyle, en naif, evet ve aynı zamanda bir bıçak kadar keskin.

YOLDA YALNIZCA

'Kadın olmaktan' 'insan olmaya' bir yolculuk


Tuğba Çelik
Everest Yayınları, 2022
128 sayfa.

[rotated_ad]

About the author

admin

Leave a Comment