entertainments

İlhan İrem’den sonra

Written by admin
[rotated_ad]

Yazar

2022.08.05 06:30

abone ol

Google Haberleri

1983 yılı. Ses dergisinin foto muhabiriyim. O zamanki yönetmenimiz Tuna Serim bizden bir fotonovela çekmemizi istedi. Fotonovela’nın yönetmenliğini görüntü yönetmenimiz ve teknik yönetmenimiz olan fotoğrafçımız Osman Altınçekiç, senaryosunu da yakın zamanda kaybettiğimiz sevgili gazeteci arkadaşım Yüksel Şengül yazacak ve ben çekeceğim.

Asla unutmayacağım, o zamanki maaşım 1.533 idi (tarihi bir gerçekmiş gibi), yazayım bin beş yüz otuz üç liret. Fotonovela’nın yapımı için ayrılan bütçe ise 15 bin lira. Boşuna saymayın, benim maaşım ve fotonovela için ayırdığım bütçe o yıllarda da çok eğlenceli bir paraydı. Ama 80’lerde fotoroman çekmek prestijli bir işti, başrolleri İlhan İrem ve Pembe Mutlu oynayacaktı. İlhan’ın yeni albümü “Pencere” o sıralarda çıktı. çok güzel şarkılara sahip albümlerinden biridir. Bu şarkılardan birinin adı Sevecen’di ve fotonovela da bu ismi taşıyacaktı.

Fotonovela hakkındaki görüşlerini öğrenmek için Cağaloğlu’ndan İlhan İrem’in Yeniköy’deki evine gitmemiz 35 dakika sürdü. İlhan bizi her zamanki nezaketiyle 40 yıllık dostmuşuz gibi karşıladı.

Biraz sohbet ettikten sonra senaryo için fikirlerine kadar takıldık.

Çünkü fotonovela’nın ilk karesi için kafasındaki düşünce denizde piyano çalan bir adam görüntüsüydü. Tabii o yıllarda böyle bir dijital dünya yoktu. Yüksel ve ben birbirimize bakarken, sevgili Osman bu fikri coşkuyla destekledi. Dergimizi zor durumda bırakmamak için aldığımız yapım bütçesinden bahsetmiyorduk ama bu düşünce bizi de duygulandırdı. Çekim günü İlhan’ın evinden aldığımız piyanoyu bir Skoda minibüsüne yükledik. Kilyos’a götürüyoruz. Tüm ekip, kumun üzerinde dakikalarca piyanoyu taşıdı ve denize bıraktı. Sis makinemiz de yok. Ayrıca yangın söndürücü yardımıyla sis görüntüsü de yakaladık. Fotonovela’nın bu sayısı hepimiz için bir gurur kaynağı oldu. Ama ne yazık ki pek çok okurumuz böyle bir şeyin gerçek olamayacağını düşünmüş ve bu görüntüleri fotomontaj sanmıştır. Olsun… Biz de bir güzellik yapıp denize attık.

İlhan İrem ile böyle tanıştık. Ondan sonra çok iyi arkadaş olduk.

Şarkıları ve duygusal sesi, gençliğimin yoldaşlarıydı. İlhan o kadar pozitif bir insandı ki, birlikte olduğumuz her ortamda pozitif enerjisi sayesinde ego, gerilim, karamsarlık ve dedikodu hep bizden uzak tutuldu.

Milyonlarca insanın ilk yıllarında dinlemeyi sevdiği pop şarkılarından sonra, müzikte evrenselliğe giden yolun yerellikten geçtiğini hissetti. Ve 80’li yıllarda yaptığı “Pencere-Köprü-Ve-Ötesi” üçlemesi ile zihnin sınırlarını zorlayan, hayatı sorgulayan, dünyanın sevgi ve barışla huzur bulacağını anlatan şarkılar ona yeni bir dinleyici kitlesi kazandırdı. İlhan İrem, bu yıllarda müzik üretimine devam ederken, “acımasız, solgun, günübirlik yaşayanlar ve akılsız kalabalıklar” ile “biçimlerden çok biçimlerle ilgilenen popüler kültür”den uzaklaştı. 1988 yılına kadar sürecek gönüllü bir emeklilik için Tarabya’daki evine kapandı. İlhan İrem, son albümlerinde onlarca yıl müzik yapmaya çalıştı, ancak yüzlerce yıldır sanata yabancılaşmış, bunun yerine kutuplaşmayı seçen bir dinleyici kitlesiyle karşı karşıya kaldı. … hoşgörü ve uzlaşma yerine mücadele. Düşüncelerini ve inançlarını sadece şarkılarıyla değil, resim, kitap ve hatta video kliplerle de ifade etmeye çalıştı. Bağırmadan, kapıyı çalmadan, cevap beklemeden… İlhan İrem’in tasavvuftan, hümanizmden ve popüler kültürden uzak bir yaşam tarzında ısrarı, kendisiyle aynı düşünceleri paylaşan binlerce insanla ortak bir bağ kurmasını sağladı.

şarkılara veda

Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) vasiyetleri ile düzenlenen törende, kendilerini sevecen olarak tanımlayan birçok genç, İlhan sloganlı tişörtleriyle bu anlamlı törene bambaşka bir hava kattı.

AKM’deki tören hayatımda gördüğüm en farklı anma töreniydi. İlhan İrem’in Türk bayrağına sarılı bedeni odaya girer girmez balkon dahil tüm odayı kurutan müzikseverler, şarkılarını çok kısık sesle, törensel bir saygıyla seslendirdi. İlhan son kez sahneye çıkınca dakikalarca alkış yağmuru başladı. Yirmi dakika süren bu alkışların kesilmemesi üzerine odanın ışıkları kapatılarak anma programına geçildi. O kadar duygusaldı ki anlatamam. Türkiye’de bilinen müzik yazarlarının neredeyse tamamı Murat Meriç’ten.

Yavuz Hakan Tok’tan Güven Erkin Erkal’dan Murat Beşer’e meslekte yıllarını vermiş isimler İlhan İrem ile ilgili konuşmalar yaptı. Programın sunucusu ve yıllarını müziğe adamış olan yapımcı, TV ve radyo sunucusu İlhan İrem’in çok yakın arkadaşı Erhan Konuk, bu çok zor görevi sürekli gözyaşlarını silerek sürdürdü. Gerçekten de çok özel bir ismi kaybettik. Boşluğunuzu doldurmak neredeyse imkansız.

Bu özgür ruha, bir video klibinde birkaç saniye görünen bir notla veda ediyoruz: “Birini seviyorsan, bırak gitsin.” Işık ve sevgiyle…

Neden Birday?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının oluşmasına katkıda bulunmak, gerçeği halka ulaştırmaktır. Bu nedenle aboneliklerden elde ettiğimiz geliri daha iyi habercilik yapmak ve okuyucularımızın bilgiye daha kaliteli ve güvenilir bir şekilde ulaşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmemiz gereken bir patronumuz yok; iyi değil

Bundan sonra da aynı sorumluluk duygusuyla yolumuza devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir günü kaçırmamak için

Bugün BirGün’e abone olun.

Bir gün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün Destek

Videolu haberler için YouTube kanalımıza abone olmak

[rotated_ad]

About the author

admin

Leave a Comment