entertainments

Kadınlar güçlü olmak zorunda mı?

Written by admin
[rotated_ad]

Feminist aktivist Judy Rebick’in kişisel deneyimlerini yazdığı ‘Kafamdaki Kahramanlar’ adlı ‘anı’ kitabı hem bir aktivistin mücadele dolu hayatını hem de bir feministin yolculuğunu içeriyor. Yazarın ‘MeToo’ akımına da katkıda bulunduğu bu otobiyografi, nefes nefese okunabilecek bir roman gibi.

class=”medyanet-inline-adv”>

Kadınlar kendi başlarının çaresine bakmayı öğrendiklerinden beri kahraman oldular. Etrafımdaki tüm kadınlar aynı anda birkaç farklı göreve odaklanmayı biliyor ve aynı anda birkaç kez düşünme ve hareket etme yeteneğine sahipler. Bu beceri genellikle zorlamalar karşısında zamanla ‘kazanılması’ gereken bir beceridir. Zihinleri genellikle diğer pencereleri açık ve arka planda çalışan bir bilgisayar ekranı gibidir.
Feminist eylemci judy rebickkişisel deneyimlerini yazdığı ‘anılar’kafamdaki kahramanlar‘ yakın zamanda Türkçe’ye çevrildi. Satır aralarında bir aktivistin mücadele dolu hayatı ve bir feministin yolculuğu var.
Judy mutlu sayılabilecek bir ailede doğar ya da o öyle sanır. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra doğdu. Gençliği, bir hippi olarak başlayan politik iklimi keşfettiği ve ardından onu aktivizmle tanıştırdığı 1960’ların başlarına denk gelir. Tüm bu hayat anlatısına ek olarak, ‘özel politiktir’ mottosu Judy’nin anılarının merkezinde yer alır. Bu, kitabının son okuması sırasında kadınlar tarafından güçlü ve onurlu erkeklerin teşhir edildiği ‘MeToo’ hareketinin başlangıcına denk geliyor ve bu anı ile harekete bir tür kişisel katkı sunuyor.
Duvarın yıkılışının kronolojisi, sistemlerin sembolik çöküşünün arifesinde başlar. Daha sonra bu kırılma anından geriye doğru giden bir zaman akışı içinde sayar… Judy’nin hayatında da diğer birçok yaşamda olduğu gibi, 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla her şey alt üst olur. Judy de kendisi hakkında bir ipucu bulur. yardım ettiği sağır bir kadın vakası ve onun peşine düştüğünde, yıllardır bilinçli olarak “unuttuğu” kişisel istismar geçmişini açıyor.
Unutkanlık birçok istismar vakasında yaygındır. yargıç
Rebick’in hikayesi, ‘unutmak’la yüzleşmesiyle başlar.
Rebick’in anıları yalnızca kişisel geçmişine odaklanmıyor. Bu kişilik sadece bir başlangıç ​​ateşi, sonra evrensel bir kadının hikayesi oluyor. Anlatım dili ve üslubu, usta bir editör tarafından işleniyormuş gibi akıcı. Terapi sayesinde Judy, çoklu kişilik bozukluğunun farkına varır. Çoklu kişiliklerinden biri Simon, diğeri Sophie, Lobo beş ya da altı yaşında bir erkek çocuk, Lila hoş bir genç kadın, başka bir kız Mary, bir diğeri Priscilla, Porsha, Trouble, o, Julie. .. Her birinin ortaya çıkış nedenini sorgulayan ‘Kafamdaki Kahramanlar’, okuyucu için bir hatırattan çok daha fazla merak ve duygu barındırıyor.
Tüm bu çoklu kişiliklerle mücadele eden Judy, 1990’dan 1993’e kadar Kadının Statüsü Ulusal Eylem Komitesi’ne başkanlık ederek aktif siyasi hayatına da devam ediyor. Kadınların mücadelesine kendi mücadelesiyle eşlik ediyor.
Annesiyle babasını karşı karşıya getirdiğinde, tüm farklı kişiliklerini tek bir bedende toplamayı başarır ve kendini iyileştirir. Judy Birbeck’in otobiyografisi ‘Kafamdaki Kahramanlar’ da soluksuz okunabilen bir roman gibi… Defalarca söylediğimiz gibi, kadınların deneyimlerinden bahseden mücadele eden kadınlar var ve bu makaleleri yayınlayan cesur yayıncıların da şansı var. … Özellikle feminist başyazılar başımızın tacıdır, umudumuzu büyütenler…

class=”medyanet-inline-adv”>

KAFAMDAKİ KAHRAMANLAR

Kadınlar güçlü olmalı (yap)


judy rebick
Füsun Özlen Çeviren
Güldünya Yayınları, 2022
231 sayfa.

[rotated_ad]

About the author

admin

Leave a Comment