entertainments

Bir adaya ağıt… – Kitap Sanatı Haberleri

Written by admin
[rotated_ad]

Derler ki: “Ölü gözden gözyaşı yoktur.” Bu kelimeyi Anadolu Rumlarından dünya edebiyatına geri getiren Yunanlı yazar Dido Sotiriyu’ydu. Gazeteci Serdar Korucu, ‘İmroz’da şimdi kim kaldı?’ dedi. Kitabında bu kelime ile gider. Bugün Gökçeada olarak bilinen antik İmroz köyü, adanın iyi ve kötü günleri olan Rumların izinden gidiyor.

class=”medyanet-inline-adv”>

Bellek çalışmalarının önde gelen isimlerinden Maurice Halbwachs, “Bir bellek var oldukça, yazılı olarak sabitlenmesine, hatta herhangi bir şekilde sabitlenmesine gerek yoktur… Anıları kurtarmanın tek yolu onları düzeltmektir. “. sürekli bir anlatı içinde yazılı olarak. Sözler ve düşünceler ölürken, yazı kalır. Gazeteci Korucu SerdarYaptıklarını ‘sözlü tarih’ olarak nitelendirmese de bu anlatılar tarihe kaydedilmeye devam ediyor. İstanbul, Gökçeada, Selanik ve Atina’da Türkçe, Yunanca-Yunanca, İngilizce ve Fransızca yapılan İstanbul Rum Patriği Bartholomeos da dahil olmak üzere İmroz’dan 28 kişiyle Hatay veya bir başka Türkiye’nin eski şehri olan İskenderun Sancağı’na odaklanan röportajlar. sınır ve kırmızı çizgi alanı, ‘Toz’ ve ‘Halkın Git’ kitaplarında Korucu, şimdi Gökçeada olarak da bilinen Gökçeada’ya benzer şekilde gidiyor. İmrozİnceliyor. Bunu yaparken de ‘Sancak Fallen’ adlı kitabında İmroz’la aynı şeyi yapıyor, gazetelerde Ermenilerin 1930’ların başından Türkiye’nin 1939’daki üyelik sürecine kadar yaşadıklarını Hatay adıyla anlatıyor. , İskenderun Sancağı adı altında. Aynı şekilde İskenderun Sancağı’nın değişimi sırasında Ermenilerin yaşadıklarını ‘Halkın Ayrılışı’nda topladığı ve derlediği bu kitapta da aynısı bulunabilir. Yani son kitabında sistemli bir şekilde ‘Halkın Gidişi’ ve ‘Sancak Düştü’ karışımını kullanıyor. Gazete taramaları bu yöntemle daha sınırlı olurken, anlatılara karşılık gelen başlık ve sütunların seçimi anlatı akışkanlığını körükledi.

Bir ada için ağıt...

Korucu Serdar
Bu noktada İmroz-Gökçeada’nın geçmişinden bahsetmek gerekiyor. Asıl adı İmroz olan ada yüzyıllardır aynı şekilde anılmaktadır. Sakinleri Rum olan ve Rumlardan bile önce bölgenin yerel halkına dayanan İmroz halkı, geleneklerine bağlı ama asla hoşgörüsüz olmayan bir topluluktur. Fakir ama mutlu insanların yaşadığı bu ada, savaş dönemlerini daha az kötülükle atlatır. Osmanlı’nın elinden çıkmış, Yunanistan’ın eline geçmiş, İtilaf Devletleri tarafından üs olarak kullanılmış, daha sonra Çanakkale Boğazı’nın güvenliği için Türkiye’ye bırakılmıştır. Böylece bu ada, Dido Sotiriyu’nun aktardığı anlatılarda olduğu gibi savaşın sert cephesini yaşamadığı gibi, Ege’nin iki yakasında da izleri hala canlı olan mübadele felaketlerini yaşamaz…
1960’lı yıllarda adanın kaderi alt üst olur.Bu süreçte Hristiyan nüfusa tanınan haklar birer birer geri alınır. Örneğin Lozan Antlaşması ile düzenlenen Rumcanın öğretimi sona erer. Ayrıca adalıların geçim kaynağı olan araziler de kamulaştırılıyor. Ve İmrozluların kabusu olacak açık cezaevi kurulur ve ağır cezalar almış hükümlüler buraya getirilir. Adalıların can güvenliği, ticaret güçleri ve çocuklarının geleceği olmayacak. Hepsinin dünyanın her yerine dağılması gerekiyor. Çünkü Yunanistan’a gitmek isteseler bile Atina kapıyı üzerlerine kapattı. Vize vermiyor. 1970’lerde bir darbe daha geldi, adanın adı bile Gökçeada olarak değiştirildi. Bu dönemde dedikodu doruk noktasına ulaşır…
Burada Korucu, bu tarihi ve o adada yaşayan insanların ve yaşananların anlatısını toplar. Bugün Gezi Sonunda merkez olarak bilinen Gökçeadalı İmroz’dan bir ağıt vardır. Böylece İstanbul Rum Patriği Bartholomeos’un kitaptaki röportajında ​​söylediği ve manşetlere yol açan cümle kitap boyunca okuyucunun kulaklarında yankılanıyor: ‘Şimdi İmroz’da kim kaldı?’

ŞİMDİ İMROZ’DA KİMLER VAR?

Bir ada için ağıt...


MUTLU ADA
YASAK BÖLGEYE: GÖKÇEADA
Korucu Serdar
İstos Yayınları, 2022
304 sayfa.

[rotated_ad]

About the author

admin

Leave a Comment