entertainments

Bana günaydından bahset | Hikmet Demirkol

Written by admin
[rotated_ad]
class=”medyanet-inline-adv”>

Merve Çalkan’ın sosyal medya hesabından yazdığı gibi, bizi güzellikleri anlatmaya sevk edecek pozitif niyetlerle dolu bir şarkımız var. Sözlerin sihir olduğu, sözlerin yarının olduğu ya da en azından beklemeye değer bir duygu yarattığı güzelliklere ortam oluşturacak keyifli bir şarkı.

Şarkının sözlerinde Mabel Matiz ve Merve Çalkan birlikte yer alıyor. Mabel Matiz bu kez beste üzerinde Volkan Karaman ile çalıştı. Bahadır Kartal’ın yapımcılığını üstlendiği ve Pose Records etiketiyle yayınlanan “Talk to Me about the Beautiful Days” müzik videosu şarkının olumlu etkilerini sürdürüyor. Yönetmenliğini Fatih Cihangir Selimoğlu’nun, yönetmenliğini Uğurcan Arslan’ın, yönetmenliğini Kadir Ayaydın ve Uğurcan Arslan’ın, stilini Beril Atamer’in üstlendiği klip, Merve Çalkan’ın 4 arkadaşıyla yolculuğunu anlatıyor.

class=”medyanet-inline-adv”>

Melankolinin umutla buluştuğu en güzel örneklerden biri ‘Bana Güzel Günleri Anlat’ diyebilirim. Merve Çalkan’ın tiz sesi, ondan her yeni bir şarkı duyduğumda bir sonraki şarkı için özlem duymama neden oluyor. Yeni şarkısı kendisine bol şans getirsin ve hepimize dilediği gibi iyi günler versin.

Mabel Matiz – Polis Karakolu

Mabel’in yeni şarkısı hakkında konuşmamız gerek. Ne kadar konuşulduğunu veya gerçekten konuşulup konuşulmadığını biraz açmak istiyorum.

Sanatçının 5. albümünün hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor. Kısa aralıklarla albüm hakkında merak uyandıracak birbirinden lezzetli single’lar yayınlayan sanatçı, son şarkısı ‘Karakol’ ile dikkatleri üzerine çekti. Şarkının güzelliğini ve Mabel’ın güzel icrasını ne kadar anlatsam da kelimeler yetersiz kalıyor. Eminim şarkı sözü yazmak, bestelemek ve düzenlemek için gereken zaman, içine giren şey olur, kim bilir ne kadar acı verici, ne kadar zahmetli.

Özellikle Mabel Matiz’in ‘Maya’ albümünden sonra görsel dünyaya ve kliplerine bir film gibi yaklaştığını düşünüyorum. Her biri için özel işler organize ediyor ve şarkı doğduğu sürece kliplere çok emek harcıyor. ‘Karakol’un klibiyle şarkıyı daha da yukarılara taşıyan bir eser olduğu, YouTube’da 7.4 milyon izlenme ve müzik trendlerinde bir numara olmasıyla da kendini gösteriyor.

class=”medyanet-inline-adv”>

Karakol’un sözleri ve bestesi Mabel Matiz’e ait. Yapımcılığını Özgür Akgül’ün üstlendiği Mabel Matiz’e geri vokalde Tuba Önal, Ceren Deniz ve Dünya Kızılçay, miksaj ustası Sabi Saltiel, usta ise Aran Lavie eşlik ediyor. Klipte az önce de söylediğim gibi Mabel yine bir film çekiyor ve ciddiyetle ve detayla çalıştı. Kostüm tasarımında ise klip sanat yönetmeni Cenan Çelik ve Anıl Can yer aldı. Kıbrıs Köşkü’nde çekilen şarkının müzik videosunda, Mabel’in gardırobunun göz kamaştırması ve çekim yapılan mekanın ortamının şarkıyla uyumu göz kamaştırıcı bir etki yarattı.

Söylemeliyim ki şarkının klibi yayınlandıktan sonra sosyal medyadaki tartışmalar ve Mabel Matiz’e saldırma çabaları bana uygunsuz geldi. Bence ‘Patrol’ sanatın renginin tek renk ya da sipariş üzerine tek renk olamayacağının belki de en güzel örneklerinden biridir.

class=”medyanet-inline-adv”>

Mabel eşsizdir, özgürdür ve her şarkısında ve hatta attığı her adımda olduğu gibi yine parlar. Bence asıl konuşmamız gereken şey istikrar ve bu başarının takdir edilmesi.

Santi ve Tuğçe’nin müzik yolculuğu

Red Bull Unlocked’dan sonra Santi & Tuğçe’yi yakaladık. İstanbul’u iki günlük dev bir parti şehrine dönüştüren etkinlikte grup ve ikilinin sahne aldığı ilk günlere geri döndük ve nefis detaylı bir sohbet gerçekleştirdik.

2007 yılında ABD’de üniversite öğrencisiyken tanışan ikili, tesadüfen aynı apartmanda komşudur ve mevcut grubun temellerini atmaktadır. Aynı yıl Kansas’ın Lawrence kentindeki Jazzhaus konser salonunda sahne alan ikili, yaklaşık 15 yıldır sahne alıyor.

class=”medyanet-inline-adv”>

İkilinin yapım süreçlerinden bahsettiğimizde Santi, her şarkının yapım sürecinin farklı olduğunu belirtti. Üretim sürecini birçok farklı küçük parçanın, fikrin, rengin ve duygunun bir araya gelerek yeni bir bütün oluşturduğu deneysel ve birikimli bir süreç olarak ifade etmiştir. Genellikle kaydettikleri birçok fikir arasından seçim yaptıklarını belirten Santi, seçtikleri fikirleri geliştirip sonuçlandırdıklarını söyledi. Bunca yıl grup olarak hayatta kalmanın ve hala müzik yapmanın zorluklarını göz önünde bulundurarak kırılma noktalarını öğrenmeden gitmek istemedim. Bu kıvılcımlardan biri de 2015 yılında ilk albümü Ciclico’dan bazı şarkıların dünyanın birçok şehrinde, özellikle Berlin’de radyolarda çalmaya başlamasıydı. Uluslararası anlamda ilk büyük atılımlarının 2016 yılında yayınladıkları ‘El Regresso del Gallito’ adlı EP ile olduğunu belirten ikili, bu dürtüyle yollarına devam etti. 2017 yılında çıkan ‘Songs for My Grandmother’ EP’sinin ‘Under the Stars’ versiyonu ve daha sonra ‘Paloma’ Burning Man’den Tulum’a birçok festivalde çalınan klasikler arasına girdi.

class=”medyanet-inline-adv”>

Santi ve Tuğçe, değişen fikir ve hayal dünyalarının ilham açısından onları beslediğini belirtti. Bu kuşkusuz hem bilim insanı hem de müzisyen olmalarına büyük katkı sağladı. Santi bilgisayar mühendisi, Tuğçe ise sosyal psikolog. Her seferinde gözlemlemeyi, test etmeyi, inşa etmeyi, yıkmayı ve bir şeyleri bir araya getirmeyi ve her seferinde yeniden başlamayı sevdiklerini belirttiler. Her yeni albümde yeni bir ses dünyası yaratmaya çalıştıklarını belirten ikili, sürprizleri çok sevdiklerini söyledi. Deney, keşif ve zamansız ve özgün yapılar inşa etme çabasının saf keyfi, sürprizlerle dolu üretim dönemlerinin değişmez iki unsuru olduğunun altını çizdiler.

İçinden geçtiğimiz pandemi döneminin nasıl böyle üretken bir ekibin yansıması olduğunu da bilmek istedim. İptal ettikleri turne ve konserlerin geri kalanında daha yoğun bir stüdyo çalışması dönemi geçirdiklerini belirttiler. Ayrıca pandemi döneminde daha önce konserler nedeniyle ayrı kaldıkları kedileri Kitty ile bol bol vakit geçirmeyi de ihmal etmediler.

Santi & Tuğçe dinleyicileri, farklı tür ve dillerdeki şarkılarıyla ikiliyi keyifle takip ediyor. Farklı dillerde ve türlerde eserler üretmenin yansımalarını merak ediyordum. İkili, bu soruya grubun dördüncü albümlerinden çıkardıkları ikinci single’ları ‘Zaman Zaman’da yanıt verdi. Yeni albümlerinin diğerlerinde olduğu gibi elektronik müzik kompozisyonuna yönelik orkestral bir yaklaşım getireceğini belirttiler. Klasik müzik, caz ve elektronik müzikten oluşan üç ana müzik dünyasının yeni albümlerinde hiç olmadığı kadar eksiksiz bir sentezde bir araya geleceğini belirttiler. ‘The Marvelous Real’ (Magic Reality) adlı yeni albümü, hem Anadolu’dan hem de Güney Amerika’dan topraklar, tonlar ve hikayelerden ilham alacak. Yeni şarkıların dilini genellikle melodi, hikaye ve genel duyguya göre belirlediklerini belirtmişlerdir. Bu albümdeki şarkılar Türkçe ve İspanyolca olacak.

Red Bull Istanbul Unlocked performansından sonra neler hissettiklerini konuşarak sohbetimizi sonlandırdık. Albümlerinde sıklıkla elektronik enstrümanları akustik enstrümanlarla karıştıran grup, uzun yıllardır hayallerinin müziklerini farklı enstrümanlar kullanarak sahneye taşımak olduğunu söyledi. 2007 yılından bu yana birlikte müzik yapan ikili, Avrupa, Asya, Kuzey ve Güney Amerika’da 25’e yakın ülkede konserler verdi. Geçtiğimiz Mayıs ayında Alan Kadıköy sahnesinde ‘Santi & Tuğçe Cosmic Band’ adlı beş kişilik grubuyla bu yıl ilk kez sahne aldılar. Bu oluşumun ikinci konseri Red Bull İstanbul Unlocked sahnesindeydi. Konserde gruba Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Antalya Devlet Senfoni Orkestrası sanatçısı Aslıhan Güngör, arpta Aslıhan Güngör, saksafon, flüt ve elektronik enstrümanlarda Alman müzisyen Jonathan Strauch, davul ve davulda Fransız müzisyen Flavien Porcu eşlik etti. perküsyon. Böylesine renkli, deneyimli ve çok uluslu müzisyenlerle birlikte sahnede olmaktan çok mutlu olduklarını belirten ikili, bundan sonra da yolculuklarına aynı coşkuyla devam edeceklerini belirtti.

[rotated_ad]

About the author

admin

Leave a Comment