entertainments

Alev Gürsoy Cimin: Kitap bittiğinde üçüncü kez doğurmuş gibi hissettim

Written by admin

ADVERTISEMENT

İşini Alev Gürsoy Cimin kadar ciddiye ve tutkuyla yapan çok az insanla tanıştım. Türkiye’nin en önemli röportajcılarından biridir. Bahse girerim, aklıma gelip röportaj yapamadığım kimse yoktur. Ama bu sefer işler değişti. Şimdi sorular ona döndü. Henüz yaşamadım diye bir kitap yazdı. İlk kitabı vesilesiyle tanıştık. Gelin Alev Gürsoy Cimin dünyasına biraz daha yakından bakalım.

Hep insanların hikayelerini dinledin ve yazdın. Şimdi hikayenizi dinleme zamanı. Hayat hikayeniz nerede ve nasıl başladı?

Geniş bir ailede dünyaya gözlerimi açtım. Mustafa amcam idolümdü, onunla dünyayla tanıştım, bana ilk ayakkabılarımı, ilk beşiğimi aldı. İlk şiirlerimi de o yazdı. Onunla yazmayı ve okumayı çok severdim. Geçen yıl onu COVID-19’a kaptırdım… Dünya birdenbire ortadan kayboldu. Keşke bugünü görebilseydim…

Amcanız çocukluğunuzun baskın karakteri mi?

Babam sevgisini gösteremeyen bir adamdı. Altı yaşıma kadar amcamın babam olduğunu sanırdım. Amcamın üç çocuğu vardı, ben tek çocuktum. Annem dünyaya başka bir çocuk getirmeyi uygun görmedi. 1984 doğumluyum, kötü bir yıldı.

Onlarla beş yaşına kadar aynı evde yaşadık. Kardeşlerimden hayata dair çok şey öğrendim. En önemlisi de arı gibi çalışan annemden savaşmayı, en zor anlarda bile güçlü olmayı, kimseyi incitmeden, kimseye muhtaç olmadan kendi başımın çaresine bakmayı öğrendim.

Alev Gürsoy Cimin: Kitap bittiğinde üçüncü kez doğurmuş gibi hissettim

‘ARENADAKİ O ADAM GİBİ OLMALIYIM!

Gazeteciliğe nasıl başladınız?

Uğur Dündar sayesinde… Haberlerinizi altı yaşımdan beri izliyorum ve çok beğendim. Sekiz yaşındayken “Arena’daki adam gibi olmalıyım” dedim. Uğur Abi’ye çok mektup yazardı ama cevap alamama korkusuyla göndermezdi. O mektuplar hala bende. 14 yaşında ‘Genç Kalemler’ adlı yerel bir gazetede muhabir olarak çalıştım.

Liseye ilk başladığımda tembeldim, beden eğitimi hariç tüm derslerim sıfırdı. Ben sadece kitap okumayı severdim. Sonra annem kulağımdan tuttu ve beni okuldan alıp bir dikiş atölyesine teslim etti, anlaşılan o ki bunu öğretmenlik için yapıyormuş. Yüksek sesle arabesk müzik ve taranmış pamuk tozu arasında, o makine seslerinde 12 saat çamaşır iplerini temizlemek bana göre değildi.

Sonra ne oldu?

30 günde hayattan ve annemden dersimi aldım. Bir ayda aldığım alın teriyle dolu maaşı anneme emanet edip okula geri döndüm ve okulun en sevilen öğrencisi oldum. Artık çok çalışkandım ve Uğur Dündar olma yolunda ilerliyordum. Şiir yarışmaları, roman yarışmaları, hepsini kazandım. Rehberim yoktu ama hayallerime tek başıma koştum.

Bugün sanırım en zor işin peşinden koştum! Bu arada mektup gönderemediğim Uğur Dündar ile aynı haber merkezinde yakın işbirlikçi oldum. Kardeş kadar yakınız. Türkiye’den en çok izlenen haberlere birlikte imza atıyoruz! Yaşasın Funda! Ne güzel bir gün aldın beni.

Alev Gürsoy Cimin: Kitap bittiğinde üçüncü kez doğurmuş gibi hissettim

BİR GÜN İYİ BİR GÖRÜŞME YAPMAK İSTİYORUM.

Uzun yıllardır röportaj yapıyorsunuz. Etkileyici bir iş çıkardınız. Gazetecilik yapmak mı yoksa kitap yazmak mı daha zor?

Gazetecilik tabii ki… Röportaj dışarıdan dünyanın en keyifli ve kolay işi gibi görünebilir ama hiç de öyle değil. Dünyanın en ağır işlerinden biri. Akıllı sorular sormalısın. Soru sormak için bir etiket var. “Ah, bunu sorma, bunu sorma” diyenler var, hiç kendileri değiller. Elbette insanları deli eden yöneticiler var! Keşke bir gün iyi bir röportaj yapmaya çalışırken tımarhane olmasaydım.

Dokuz aylık hamileyken bile onlarca görüşme yaptınız. İşini hiç kaçırmadın. İşini senin gibi yapan çok az kişiye rastladım. Motivasyonunuz nasıl bu kadar yüksek olabilir?

İşime çok aşığım! Fazladan bir şey yok, güven bana. Gazetecilik heyecanı beni bir gün öldürecek ama bu heyecan biterse bilin ki ben öldüm. Gürültü yapacak bir röportaj yaptığımda, yayınlanmadan önceki gece uyumam yasak! Heyecandan uyumuyor.

Teslimattan çıkıp yarım saat sonra görüşmeye ne dersin?

Bebeğim Asil de benim gibi aceleciydi. Tam 25 gün önce geldi. Geçen haftaya kadar çalışmayı planladım çünkü üç gün izin bile bana fazla geldi. 14 Şubatta mülakata gidecektim. 4 şubatta randevulaştık. Asil 4 Şubat’ta doğdu. Doğumdan çıktım, sabah 10:00 gibiydi. Görüşmem saat 16:00’da Etiler’deydi. Hemen aradım, ufak bir sorun olduğunu söyledim ve Zoom üzerinden bağlandım. Görüşmeden sonra birkaç saat önce doğum yaptığımı söyledim. Onlara daha önce söylemiş olsaydım, bana kaba davranıp iptal edeceklerdi. Röportajı riske edemezdim ve baş editörümüz Işıl Cinmen’i üzdüm, hahaha!

Alev Gürsoy Cimin: Kitap bittiğinde üçüncü kez doğurmuş gibi hissettim

RÖPORTAJ İÇİN HANDE BERMEK’İN EVİNİ BASTIRDIM!

Kariyerinizin en unutulmaz anlarından bahseder misiniz?

Tabii ki Hande Bermek ve Murat Başoğlu’nun Bodrum’daki evine zorla girmek… Unutulmaz bir gündü. Beni camdan attılar, bacadan düştüm ama Türkiye’yi ayağa kaldıran o röportajı yapmayı başardım. Ayrıca ünlü bir politikacının oğlunun intihar etmesiyle siyaset dünyasının şoke olduğunu da asla unutmayacağım.

Onlarla görüşürken abartmıyorum, anneleri, babaları ya da sevdikleri biri gelirse röportaj yapabilmek için iki buçuk ay mezar başında nöbet tuttum. Zor oldu ama sonunda başardım.

KAPIDAN VE ŞÖMİNEDEN GEÇMEK BENİM İŞİM!

Cüneyt Arkın sana “evimizin kızı” diyor. Nasıl bu kadar yakın oldunuz ve nasıl bir ilişkiniz var?

Yıllar önce başladı. Bir röportaj yapmak istedim ama olmadı. Zaten telefonu kullanmıyor, telefonlara eşi cevap veriyor. Artık canım ablam olan Betül Cüreklibatur da oldukça sert bir kayaydı. Adreslerini de öğrendim.

Bir gün sabah 06:00’da kapıya gittim. Güvenliği nasıl geçtim diye sormayın hırsızlara yol göstermeyelim. ha ha! Beni kapıdan vurursan, bacadan içeri girmek benim işim! Neyse, Betül’ün ablası beni şaşırttı ve çok dolandırdı.

Belki de deli olduğunu düşündü. Neredeyse beni polise teslim edecekti, ben olsam yapardı. Çok iyi bir kalbi olduğu için onu kırdım ama buna razı olmadım. Sonra Allah’a yemin ederim ki onlar benim ruhum oldular. Kaç tane röportaj yaptığımı hatırlamıyorum, çok fazla. Keşke çaldığın her kapı onlar gibi olsa!

Rüyalarında neredesin?

Tam merkezde! Posta Gazetesi kurulduğunda 9 yaşındaydı. Bu gazetede çalışmak benim tek hayalimdi. Beni buldum, burası için çok bekledim ve asla pes etmedim. Anlamanız zor olabilir ama Posta çok renkli ve okuması çok keyifli bir gazeteydi.

Mesut Yar bunu iyi biliyor. O zamanlar MSN vardı. O yaşta, ben ilk ona yetişip rüyamı anlattığımda, “Sen çok küçüksün” dedi ama o benim rüyamı çok önemsedi. Sevgilerimle Doktor Sevgili Mehmet Coşkundeniz, işte onun için, 10 yaşımdayken bir ay boyunca haçlı seferlerimi kurtardım ve onlarca pişmanlığa gönderdim; belki beni işe alır.

Yıllar sonra Mehmet abim gibi oldu. Önce heyecanımı gördü ve Rıfat Bey’i önerdi. Bir başka cümlede Rıfat Bey, “İşte aradığım kız bu” dedi. Kaderimi yazma günü! Ve 8 yıldır hayalimin merkezindeyim.

Alev Gürsoy Cimin: Kitap bittiğinde üçüncü kez doğurmuş gibi hissettim

Kitaptaki karakterlerin ve olayların çoğu gerçek.

Kitabın üslubu akıcı ve akıcı. Okumaya başlayınca bitirdim. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Çünkü sıkıcı hiçbir şeyi sevmiyorum. Genç yaşta birçok televizyon kanalında çalıştım, gazetelerde muhabirlik ve haber yönetmenliği yaptım. Türkleri çok iyi tanırım. Hangi gündemde tepkilerin nasıl gittiğini hissedebiliyorum. Kulağa ne geliyor ya da gelmiyor, ne okuyorum ne okuyorum artık uzman oldum. Ayrıca kitaptaki karakterlerin ve olayların çoğu gerçektir; O yüzden rahat yazdım.

Kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz?

Ooooo! Altı yaşımdan beri yazıyorum, yazıyorum ve siliyorum. Bu kitap silmeye kıyamadıklarımdan oluşuyor ve şimdi tam zamanı.

KİMSE GERÇEKTEN HAYATI YAŞAMAZ, HEPİMİZ ÇOK MUTLUYUZ

Neden henüz yaşamadım kitabının adı?

Çünkü kimse hayatı gerçekten yaşamıyor. Herkes varmış gibi yapıyor. Hepimizin içinde mutsuzluk, memnuniyetsizlik ve boşluk var. Hepimiz çok nadiriz. Bu hikayedeki tüm cansız insanlar, daha doğrusu cansız insanlar çok gerçektir. Ve bazılarını şahsen tanıyorum! Alfa Yayınevi sahibi sevgili Vedat Bayrak’a teşekkürler!

Kitabı bitirdiğinizde nasıl hissettiniz?

Çok güzel bir röportajım var ve heyecanla, koşarak, titreyerek haber merkezine giriyorum. Üçüncü kez doğurmak istedi.

Alev Gürsoy Cimin: Kitap bittiğinde üçüncü kez doğurmuş gibi hissettim

“ASMALI KÖŞKÜ KADAR GÜZEL BİR HİKÂYE BU”

Tema bir dizi için çok uygun. Böyle bir projeniz var mı?

Zaten üç farklı yapımcı aradı, görüştük. Yapımcılardan biri, “Asmalı Konak dizisi kadar güzel bir hikaye bu” dedi. Sanırım bu çok yakında olacak ama önce kitabın heyecanını yaşayalım.

Kitabın konusunu nasıl tanımlarsınız?

Bu hikayede bencillik, hırs ve gerçek aşk var. Zor aşk!

İlk tepkiler nasıl?

Kahretsin, bu kadarını beklemiyordum. Kimse okuyup “Yanlış” demedi. Yazmaya başladığım ikinci kitabımda daha dikkatli olacağım deseler de.

Alev Gürsoy Cimin: Kitap bittiğinde üçüncü kez doğurmuş gibi hissettim

GENELLİKLE Utangacımdır AMA MESLEĞİMİ YAPARKEN CANAVAR OLUYORUM

Hep sorular sordun. Artık roller değişti. Hangisi daha zevkliydi?

Sor, tabii ki… Açıklaması zor. Bana öyle bakma, genelde çok utangacımdır. İşimi yaparken canavar oluyorum. İnsanlara hak verdim, zor!

FOTOĞRAFLAR: OZAN GÜZELCE

ADVERTISEMENT

About the author

admin

Leave a Comment