entertainments

Özet, konu ve kitap incelemesi Oğuz Tektaş

Written by admin

ADVERTISEMENT

Seksenlerin eseri kimdir? Seksenler kitabının yazarı kimdir? Seksenlerin teması ve ana fikri nedir? Seksenler kitabı ne diyor? 80’ler PDF İndirme Linki? Seksenler kitabının yazarı Oğuz Tektaş kimdir? İşte Seksenler kitabının özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi…

Kitap

kitap etiketi

Yazar: Oğuz Tektaş

Editör: tavan kitapları

ISBN’si: 9786054337705

Sayfa sayısı: 352

Seksenler ne diyor? Konu, ana fikir, özet

Annelerimiz eşyalarını özenle depoladılar ve hasar görmeleri durumunda ertesi gün değiştirilmeyeceklerini biliyorlardı. Hemen hemen herkesin elinde iğne iplik vardı ve önlükleri okula gitmek üzereydi ve ayağa kalktılar. Eskiden pasta, pasta, “bir çay daha!”, pasta, “Ah! Komşunun tatlısını yaptın!” sonra şişmanlamaya başlayacaklardı. Yuva kurmaktan yorulurlardı ama asla yorulmazlardı.

Sokağımızdaki teyzeler annelerimiz gibiydi. Susadığımızda evine gider su içerdik.

Koşarız, düşeriz, terleriz, burun akıntısı. Üzülürdük yine ağlardık. Kollarımızla burnumuzu silerdik. Gömleklerimizin, kazaklarımızın, şortlarımızın, uzun kollularımızın ve sahip olduğumuz her şeyin uçları deri gibi olurdu.

Omuzlarımıza tünemiş kelebekler, uğur böcekleri en sevimli halleriyle birinin onlara mani demesini bekledi. Her delikten bir kertenkele başını çıkarır ve onlar başka bir deliğe saklanmadan önce onları sopalarımızla kovalarız. Antenler yerlerini almadan çatılarımıza leylekler yuva yaptı.

Yoldan geçenleri seyrederken, soranlara yol tarif ederdik.

Hepimizin uzak köyleri vardı… Sadece sebze ya da tahıl ürünleri değil, köylerden misafirlerimiz de geldi. Biri haftalarca gitmezdi.

Ev askerlerinin kıyafetlerinin kokusu duvarlarımıza nüfuz etti. Yedikleri dayakları, yiyemedikleri yemekleri konuşurlardı ve bir hafta sonra geri gelirlerdi. Yine de neden mektup yazdıklarını anlayamıyordu.

Yoğurt satıcıları, hurdacılar, tenekeciler ve bileyiciler sokakları panayır alanı olarak kullandılar. Kendi benzersiz melodileriyle çığlık atıyorlardı. Muhafızlarımız vardı; bizim kahverengi polislerimiz. Bozaerolarla birlikte ıslık çalıp gecenin sesi olurlardı.

Sürücüler, efsanevi 302 otobüsü için “Bundan daha iyisini ancak Tanrı yapabilir” derdi.

“Ne Anadol! Babadol, Babadol” deyip duruyordu amcam.

“O zamanlar Kumburgaz bizden uzaktı, fotoğraflarımız sepya, hayatımız siyah beyazdı. Domatesler kesildiğinde hoş bir koku yayılıyor, balkonlarda Vita marka yağ tenekelerinde biber, fesleğen ve çilek yaşıyordu. evlerimizin veya pencerelerin önünde. Balkona uzanırsak erik, kayısı, kiraz veya kiraz toplayabiliriz. belki ama ziyarete gittiğimizde elimiz muzlara kayardı.”

(Tanıtım Bülteninden)

Seksenler Cümle Kalıpları – Şarkı Sözleri

  • Arkadaşlığı, paylaşmayı, düşen ekmeği üç kere öpüp kafama takmayı, yaşıma özgü oyunları burada öğrendim.
  • Mahallemizde kızlar vardı. Herkes onları neredeyse kardeş gibi gördü ve mahalledeki diğer çocuklardan korumaya çalıştık. Arada bir birimiz birine âşık olur, ötekiler mahallemizin kızı olan ablamıza daha da sahiplenirdi.
  • Evlerimizin balkonlarında civciv beslerdik. Pazarlarda ve sokakta satılan beş altı civciv alır, yazın evlerin balkonlarında, kışın ise odanın tenha bir köşesinde yetiştirmeye çalışırdık.
  • Yaşlı bir teyze ya da amca bize şeker uzattı ve geçerken saçlarımızı okşadı… VE O YAŞLI ADAM HİÇ BİR PERSPEKTİF DEĞİLDİ.
  • Soner gibi ekmeğimi paylaştığım bir arkadaşımın olması ne güzeldi.
  • Devrimi yapanlar ise soğukkanlılıklarından bahsetmişler ve yüzsüzce “Sağa astığımız kadar sola asmışızdır” diyerek erdemlerinin ve adalet duygularının ne kadar eşit olduğunu ifade etmişlerdir.
  • Akşamları alkolün bol olduğu, kumsalda şenlik ateşi yakıldığı ve “Akdeniz Öğleden Sonraları” o yokken eşdeğer şarkılarla vakit geçirdikleri yerlerdir.

Seksenler İncelemesi – Kişisel Yorumlar

Kitabımız, seksenlerin ve doksanların hafızamızda yerini kaybetmek üzere olan olaylarını canlandırmaya hizmet eden, sade anlatımı ile kolay okunan bir kitaptır. İkinci kitabın daha iyi olduğunu söylemeye gerek yok. Edyle Magic’i ve Susam Sokağı’nı hala özlüyorum. Ayrıca güzel bir şarkısı vardı. Gün güneşli, insanlar mutlu Gel Susam Sokağı’nda oyna Dostluk ve sevgi her yeri sarsın Gelin bize katılın, el ele gidelim Dünyayı sevin, tüm kapılar açık İşte Susam Sokağı https:// yadi.sk/i/AlOexY1p3PdZxk (İKİ)

80’ler ve 90’lar… 75 doğumlu biri olarak çocukluk yıllarım… Kitabı bu yüzden sevdim… Ki zaten hatırlıyorum ve ah bak unuttum, söylediğim her şey kitapta vardı. , Bloktaki Yeni çocuklar hariç… Unutulmuş ve bu kitaba dahil edilmemiş olmasına ne kadar şaşırdım. Zamanlarının en moda grubuydular… Onlara olan hayranlığım bana bir yıl kaybettirdi… 😉 Bu arada kitapta adı “Akordiyoncu Amca” olarak geçen ama adı geçen kişinin adı tanımadığı yazar, “Celal Şahin”. Bu da benden yazara bir hediye. (Heyecan muhteşem)

80’ler PDF İndirme Linki?

Oğuz Tektaş – Seksenler kitabı için en popüler İnternet aramalarından biri Seksenler PDF bağlantısıdır. İnternetteki ücretli kitapların çoğu PDF dosyalarına sahiptir. Ancak, bu PDF dosyalarının yasa dışı olarak indirilmesi ve kullanılması yasa dışı ve ahlak dışıdır. PDF yayıncının sitesinden satıldıysa, indirebilirsiniz.

Kitabın yazarı Oğuz Tektaş Kim?

Oğuz Tektaş Kitaplar – Eserler

  • seksenler
  • Anne, beyaz çoraplarım nerede?

Oğuz Tektaş Alıntılar – Şarkı Sözleri

  • Maç Uzatma Olayı: Maçlar, top sahibi eve çağrıldığı, top balkondan çıktığı veya birisi yaralandığı için erken bitebilirdi. Bunun dışında sürenin 10’a 5’te bitmesi kuralı geçerliydi. Maç 10’da bitip 9-9’luk beraberlik olsaydı, maç direkt 11’e uzatılırdı. Maç 10-10 bile olsa bu sefer 12’ye uzatıldı. Neden bilinmiyor ama böyle. kurulmuş bir kuraldır. (Anne, beyaz çoraplarım nerede?)
  • Devrimi yapanlar ise soğukkanlılıklarından bahsetmişler ve yüzsüzce “Sağa astığımız kadar sola asmışızdır” diyerek erdemlerinin ve adalet duygularının ne kadar eşit olduğunu ifade etmişlerdir. (seksenler)
  • Akşamları alkolün bol olduğu, kumsalda şenlik ateşi yakıldığı ve “Akdeniz Öğleden Sonraları” o yokken eşdeğer şarkılarla vakit geçirdikleri yerlerdir. (seksenler)
  • Soner gibi ekmeğimi paylaştığım bir arkadaşımın olması ne güzeldi. (seksenler)
  • Cüneyt Arkın: Çocukken adını Cüney, soyadını Tarkın sandığım kişi. Bunu o dönemki ulemanın bir sonucu olarak düşündüğümü sonradan anladım. Tiyatro sinemasının bir zamanlar neşeli sevgilisi, tarihi sinemanın en kahramansı, prenseslerin zihnini en çok saran, toplumsal sinemanın en örgütlü, adaletsizlikler karşısında sessiz kalmayan…Anne, beyaz çoraplarım nerede?)
  • Yaşlı bir teyze ya da amca bize şeker uzattı ve geçerken saçlarımızı okşadı… VE O YAŞLI ADAM HİÇ BİR PERSPEKTİF DEĞİLDİ. (seksenler)
  • Eti: – Bir bilmecem var beyler! – Hadi sor, sor – Kahvaltıda çayla yenir, – Merak ediyorum da nedir, nedir? – Kurabiye geliyor aklıma, – Tamam, şimdi buldum. – Adı hemen geliyor. – Et, Et, Et… (Anne, beyaz çoraplarım nerede?)
  • Bayram Gazetesi: Yılda iki kez “Kurban ve Ramazan” bayramlarında diğer gazetelerin hiçbiri yayın yapamaz, sadece Gazeteciler Cemiyeti tarafından çıkarılan ve geliri buraya bırakılan “Bayram Gazetesi” adlı bir gazete çıkar. (Anne, beyaz çoraplarım nerede?)
  • Evlerimizin balkonlarında civciv beslerdik. Pazarlarda ve sokakta satılan beş altı civciv alır, yazın evlerin balkonlarında, kışın ise odanın tenha bir köşesinde yetiştirmeye çalışırdık. (seksenler)
  • “Sevinçlerin kum taneleri kadar, hüzünlerin yaz yağmurları kadar kısa olsun…” (Anne, beyaz çoraplarım nerede?)
  • Arkadaşlığı, paylaşmayı, düşen ekmeği üç kere öpüp kafama takmayı, yaşıma özgü oyunları burada öğrendim. (seksenler)
  • Mahallemizde kızlar vardı. Herkes onları neredeyse kardeş gibi gördü ve mahalledeki diğer çocuklardan korumaya çalıştık. Arada bir birimiz birine âşık olur, ötekiler mahallemizin kızı olan ablamıza daha da sahiplenirdi. (seksenler)
  • “O zamanlar güzeldi, her şey güzelmiş gibi.”Anne, beyaz çoraplarım nerede?)
  • Cin Ali: En sade çizgilerle dünya tarihinin en uyumlu, nezih, ahlaklı kahramanı. İlkokul kitapları serisi olarak yayınlanan, çocuklara iyi çocuk olmayı öğretmek ve onlara okumayı öğretmek için yapılan bir çalışmadır. Ruhunu hiç görmediğimiz ama dişlerini fırçalayan, hayvanları seven, kitap okuyan, okula giden bir çöpçü. Sadece kendisi çöp değil, babası, annesi, arkadaşları ve hayvanları da çöp. Onları birbirinden ayıran özellikler; babası bıyıklı, kravatlıydı, atın koca kafası, aynı kuzu, aynı fil… Gin Ali durmadan bir top atıp tutuyor, kamçısıyla vuruyor, fil de traş ediyormuş. (Anne, beyaz çoraplarım nerede?)
  • İsim – Şehir: Çocukluğumuzun vazgeçilmez oyunlarından biridir. Umarım günümüz çocukları da oynuyordur. Çok eğlenceli ve eğitici bir oyundur. Sınıflandırma isim, şehir, bitki, nesne, hayvan, sanatçı, ülke bazında yapıldı, her oyuncu kendi kartlarını hazırlayarak kendi ismini yazacaktı. Bazen yurt dışından da gizli yardımlar geliyordu. Bir keresinde kardeşlerim oynarken biri benden yardım istemiş ve “O” harfli bir hayvan istemişti. “orangutan” dedim. Aldığım cevap beni şok etti. “Sanatçının adını sormadım, hayvanın adını sordum.” Her neyse, sana orangutanın bir hayvan olduğunu söylemiştim. Ancak sonuçlar açıklandığında beni başka bir sürpriz bekliyordu. Çünkü hayvan alanı boştu ve sanatçı alanı “Orhan Gutan” dedi. Çok tartışıldı, bilen birini aradılar. (Anne, beyaz çoraplarım nerede?)

ADVERTISEMENT

About the author

admin

Leave a Comment