entertainments

O altı günü anlat bana masal değil Emrah Serbes!

Written by admin

ADVERTISEMENT

Emrah Serbes’i unuttuk… Dün yaşananları unuttuk gündemde, üç kişilik bir ailenin yıkımına neden olan Emrah Serbes’i unuttuk mu… Çok fazla! Bu çok fazla…!
Unutanlara kısaca hatırlatayım; ‘Behzat Ç.’ ve ‘Mübtezeller’ romanlarına aşina olan Emrah Serbes. 22 Eylül 2017’de başka bir arabaya ‘hatalı bir şekilde’ çarparak üç kişilik aileyi öldürdü! Baba, 16 yaşında bir kız ve annesi… O gitti.
Arızalı olarak kaydedilen olaya kaza adı verildi. Kaza dediğin zaman böyle durumlarda acı da hissedersin… Kelime oyunlarıyla oldu, üç kişi öldü…
Yaşananlar bir kazaydı ama o andan itibaren yaşananlar kaza kelimesinin masumiyetine sığınamayacak kadar ağırdı…
Bütün bu kötülükler altı gün sürdü. Arabayı Emrah Serbes kullanıyordu, üç kişiyi öldürdü. Suçu Beşiktaş tribününden arkadaşı ve arabadaki arkadaşı Kenan Doğru üstlendi. Altı gün boyunca Emrah Serbes’ten ses gelmedi.
Tüm bu kargaşanın ortasında, gerçek bir kan testi, Emrah Serbes’in olay anında uyuşturucu veya alkol etkisi altında olup olmadığını belirleyemedi. Kazadan altı gün sonra bir anti-kahraman olarak ortaya çıktı ve suçu üstlendi!
Yazar yetenekli olduğunda, kurgu da iyiydi.

AĞRI MI ZEVK MI?
O altı gün yazar Emrah Serbes’in bilincinde saklıydı… Neler oldu, suçun maliyetini düşürmek için hangi yöntemler kullanıldı, hafızasında neler saklandı…
Sırplar suçunu itiraf edince hapis cezasına çarptırıldı, ceza ya da zevk…
12 Temmuz 2018’de 13 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ceza indirimi ile açık cezaevine sevk edildi. 2020 koronavirüs önlemleriyle hapisten çıktı, yani üç kişilik bir ailenin ölümüne sebep olmak Sırplar için hayata kısa bir ara oldu… Üstelik bu arayı verimli kullandı. Yeni bir Behzat Ç. roman yazdı: ‘çekiç ve gül’
Ancak o altı günü anlatacak olsam, belki bir yazarın iyi ve kötü çatışmasını, günlerce süren düşüncelerin geçişini, bilinci ile geleceği arasındaki ince çizgide nasıl salındığını yazsam. , eğer biri, genci geçmişinde belirtirse, dikkatsiz tavrı, üç kişinin ölümüne neden olacak bir yaşam kalıntısı olarak karşısına çıkar. Klasik bir esere imza atardım…
Ne Behzat Ç dizisinin devamı… Emrah Serbes gerçek bir yazar olsaydı o altı günü masal değil anlatırdı!

Tüm bunları, babasını bir trafik kazasında araba çarpması sonucu kaybeden biri olarak öfkeyle yazıyorum. Bir yazar olarak Emrah Serbes’i anlamaya çalışırken duygularımı gizlemeden yazıyorum. Yani yazdıklarımda duygu var… Emrah Serbes’in hayatının gidişatını, ruhundaki en önemli yarayı aldığı olayı ve bu olaydan sonraki altı günü anlatmasını isterim. . .
Ama ‘yazar’ ünlü olduğu Behzat Ç. serisine hiçbir şey olmamış gibi devam ederse bu isme saygı duymam mümkün değil. Bunca deneyimden sonra belki öfkemi biraz olsun dindirebilir, belki de sevdiklerinin duygularını, vicdan muhasebesini, içsel sorgulamayı, içindeki iyiyi ve kötüyü anlattığı bir günah çıkarma romanı okurdum. onu, üç kişinin canını alıp, sevdiklerinin duygularını… Ama Emrah Serbes oturup Behzat Ç dizisine devam etti, yazdı, yazdı… En ufak ilgilenmiyorum.

ETİK YOK
Romanı yayınlamanın etik olup olmadığı tartışmasından uzağım. Elbette etik değil. Kadın cinayetleri, şiddet ve toplumsal ayrılık söz konusu olduğunda mangalda kül bırakmayan, hak, hukuk ve adalet kavramlarından beslenen başyazı, eline böyle bir fırsat geçtiğinde de vazgeçmiyor. İyi ya da kötü tanıtım gibi değil. Ama iyi kötü olur. Ve kötü her zaman satar. Dizilerde, filmlerde ve hayatta hep kötü olana ilgiyle bakarız. Ama kalem kötü biriyse mükafatı var, şimdi onu yaşayacağız…
Bakalım Emrah Serbes’in öyküleri kaç tane satacak…

ADVERTISEMENT

About the author

admin

Leave a Comment