entertainments

‘Güzel olan hiçbir eser yok edilemez’

Written by admin

ADVERTISEMENT

Geçen cumartesi kendimi İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul şubesinde bir etkinlikte buldum. Ateşini çok uzun süre unutmayacağımı biliyorum. Engin-Erhanlı Karaesmen ODTÜ çiftini tanımayan yoktur demek haksızlık olur. Müziğin ve güzel sanatların her alanından giderek artan sayıda insan ve inşaat, mühendislik ve mühendisliğin tüm dallarında birçok kuşaktan bilim insanı tarafından tanınmaktadırlar. dünya. .

Etkinlik, Erhan Karaes-men’in öğrencilerinin, onun yayınlanmış yazılarını derlemek için çılgınca girişimleri sonucu ortaya çıkan devasa kitabın tanıtımı temelinde düzenlendi. Etkinlikte yaşadığımız asıl sürpriz ise, bir çift olarak hayatın her kesiminden, sanatın her alanıyla iç içe olan, yetiştirilmelerindeki çılgınlıklarıyla örnek olmuş iki çılgın bilim insanının, bir çift olarak yaşamalarıydı. çıldırtan bir odaya sığabilmiş, yetişmeleri için anılarını ve katkılarını sevinçle defalarca paylaşmışlar, anlatmaya hazırdılar.

Saatler geçse bile, oturduğum koltuğa kilitlenmiş, satırlar arasında kaybolmamak için dinlerken, kim bilir kaç saat zevkle süren özel sohbette olamadığım için hâlâ zevkten homurdanıyordum. sonradan. ana salon toplantısı. Raylı sistem kapatıldıktan sonra saatlerce uyanık kalamayacağımdan endişelendim. Erhan Hoca ise başlığa dahil etme ihtiyacı hissettiğim açılışın kurucusu. “Hiçbir güzel eser yok edilmez” Yıkılmaz binalar, kubbeler, sanat eserleri ile başta müzik olmak üzere tüm sanat dallarını ilgilendiren işin sırrını bu cümleyle özetlemişti.

Cumhuriyet gazetesi çatısı altında uzun yıllardır yaşanan ittifaklara ek olarak, ikimizin birlikte olması, ODTÜ’de yaptığımız son şeydi. “Üç Kuşağın Konuşması” içerik eklendi. Aniden sonuncusu dün sabah oldu ve geçtiğimiz aylardan sonra yaşadığımız doğal afetler, depremler ve sel baskınları ile ilgili dilin ne kadar rahat okunduğuna ve bilimsel açıklamaların doğruluğuna bir kez daha şahit oldum.

***

Değerli hocalarımız için düzenlenen etkinlikte, bilimsel verilerle sanatsal veriler arasındaki çözülmez bağlar üzerinden pek çok ifadeye tanık olduk. Dünün bilim adamlarının yaptığı açıklamalarda o kadar çok çoklu ve sık vurgular vardı ki… Tamam, geçmişten bugüne yüzyıllar boyunca işlenen insanlık suçlarına dayanan gerçeklerin sonuçları var. İnsanların kirli çıkarları adına işlenen suçların sonsuzluğunun kaçınılmaz sonuçları vardır.Doğaya karşı işlenen suçların bilim diliyle iki karşılığı vardır.

Bu suçlar sonucunda doğal dengelerin bozulmasına bağlı iklim değişiklikleri bir etken ise, ikinci en ciddi suç, işyeri sayılabilecek kirli kazançlar uğruna doğaya karşı yapılan inşaatların ölümcül, zararlı ve göze çarpan sonuçlarıdır. cinayetler. Ankara’daki son ölümcül dere sel ve selini hayal etmek zor. Ancak akışı az olan bir derenin bir gün doğal afete dönüşmesi, ertesi gün insan hayatına mal olan bir sele dönüşmesi, aslında kirli çıkarlar adına yapılan ağır inşaat suçlarının sonucudur.

Şeytan belirir; Zorlu Saray operasyonuyla yolsuzluğa son verilmemesinin bedelinin, belediye başkanlarının yıllar içinde göz kamaştırıcı vitrini aracılığıyla kapalı kapılar ardında alınıp çözüme kavuşturulamaması kısmını nereye koyacağız? Ege kıyılarında çok küçük çaplı depremler sonrası yaşanan tahribatı nasıl açıklayabiliriz? Bilim adına gerçekleri bilenler her zaman susabilir mi? Tabii ki sessiz kalmamalılar.

ADVERTISEMENT

About the author

admin

Leave a Comment